MÜLAKAT- Dr.Öğr.Üyesi Bülent YÜCEL

TÜRKİYE’NİN ANAYASAL BİRİKİMİ

TÜRKİYE’NİN ANAYASAL BİRİKİMİ
RÖPORTAJ-Dr. Öğr. Üyesi Bülent YÜCEL*

“Türk hukuk kültürünün İmparatorluktan bu yana kanuncu ve kazuistik bir alışkanlığına dayanması çerçeve anayasanın gündeme gelmesinin önündeki en ciddi nedenlerin başında gelmektedir.” “Türkiye’nin Anayasal kültürü” konusuna ışık tuttuğumuz ve incelediğimiz bu makalemizde konu hakkında daha detaylı bilgiyi bulabilirsiniz.

-2017 Anayasa değişikliğine kadar uygulanan parlamenter sistemin Türk Anayasal birikime katkıları neler olmuştur?

Esnek erkler ayrılığına dayanan parlamenter hükümet sistemi 1909 Anayasa değişiklikleriyle anayasal gelişmemizde ortaya çıksa da sistemin kurumsallaşması 1961 Anayasasıyla mümkün olabilmiştir. Ancak Osmanlı – Cumhuriyet anayasal gelişmeleri açısından birçok siyasal kavramın kökleşmesi ve kurumsallaşmasında parlamenter yönetim anlayışının katkısı yadsınamaz. Parlamento, hükümet, güvenoyu, gensoru, karşı-imza, siyasal temsil, uzlaşma, koalisyon, çok partili yaşam, seçim vb. kavramlar bunlardan bazılarıdır. Ayrıca parlamenter sistemin muhalefet – iktidar ilişkisi temeline dayanması, siyasal sistemin katılaşmasına izin vermemesi hem siyasal sistemin işletilişini kolaylaştırmakta hem de toplumun kutuplaşmasının önüne geçmektedir.

-Temel Hak ve Özgürlükler bakımından 61 ve 82 anayasalarının temel farkları nelerdir?

1961 Anayasası’nın siyasal ve felsefi yaklaşımı erkler dengesinde çeşitli mekanizma ve kurumlarla yürütmenin sınırlanması ve devlet – birey ilişkisi bağlamında daha özgürlükçü bir anlayışına dayanmasıdır. Öyle ki 1961 Anayasasında THÖ’nün kullanımının kısmen ya da tamamen durdurulması düzenlenmemiştir. Keza, 1971 Müdahalesi sonrasında yapılan anayasa değişikliklerine kadar THÖ’lerin kullanımının “kötüye kullanılmaması” düzenlemesi de getirilmemiştir. Ayrıca genel sınırlandırma sebepleri de askeri müdahale sonrasında 1961 Anayasal düzenine dahil edilerek birey karşısında otorite güçlendirilmiştir. 1982 Anayasasın’da ise 1961 Anayasasında olmayan ve sonradan öngörülen kısıtlayıcı düzenlemeler anayasanın ilk halinde mevcuttur. Bu anlamda 1982 Anayasası, birey karşısında devlet otoritesini tercih eden ve güçlendiren bir kurucu metin olarak nitelenebilir.

-Kanuni Esasi’den beri Kazuistik Anayasa modelinin tercih edilmesi, Çerçeve Anayasanın gündeme gelmemesinin nedenleri nelerdir?

Türk hukuk kültürünün İmparatorluktan bu yana kanuncu ve kazuistik bir alışkanlığına dayanması çerçeve anayasanın gündeme gelmesinin önündeki en ciddi nedenlerin başında gelmektedir.

-ABD’de uygulanan Başkanlık sisteminin Türkiye’de uygulanabilmesi ne derece mümkündür? Uygulama olarak ne gibi farklılıklar öngörüyorsunuz?

ABD’de uygulanan ve oluşturduğu ölçüler itibarıyla bütün Dünya’da o uygulamayla örnek alınan başkanlık hükümet sistemi modelinin Türkiye’de işletilmesi olası değildir. Bunun iki nedeni bulunmaktadır. İlki 6771 sayılı anayasa değişikliği kanunuyla öngörülen sistemin ABD tipinin klasik şemasına uymamasıdır. İkincisi ise ABD’nin tarihsel, toplumsal, kültürel, yönetsel ve siyasal dinamiklerinin Türkiye’ye benzememesidir.

-Cumhurbaşkanlığı sisteminde Cumhurbaşkanına tanınan yetkilerin yargı yoluyla sınırlandırılması hangi esaslarda mümkündür?

6771 sayılı kanunla düzenlenen HSK sistemi, Cumhurbaşkanının kullanacağı anayasal yetkilerin yargısal denetimle dengelenmesine olanak tanımamaktadır. Çünkü yeni sistem yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını bertaraf eden bir yapı öngörmüştür.

-Vatandaşların bir arada yaşama sözleşmesi olan ve devletin kimliğini oluşturan Anayasanın değiştirilebilmesi için %51 oy oranı yeterli midir?

Anayasa değişikliğinin hukuken geçerlilik kazanmasını takiben yürürlüğe girebilmesi için yapılan halkoylamasında geçerli oyların salt çoğunluğunun kabul edilmesi birçok kişi açısından yetersiz görülse de asgari bir kabul olarak kabul edilebilir. Buna karşın bütün bir ülkeyi ve toplumu yaşamın çeşitli yönleri itibarıyla derinden etkileyecek böyle bir kurucu metnin uzun soluklu bir yürürlüğünün olabilmesi için arkasındaki toplumsal desteğin ve benimsenme oranının fazla olması gereklidir. Bu nedenledir ki 2/3 ve 3/4 ya da 3/5 gibi nitelikli çoğunluklar öngörülebilir. Örneğin 1982 Anayasal düzeninde bir anayasa değişikliğinin TBMM bünyesinde kabul edilebilmesi için yasama organının üye tamsayısının en az 3/5’inin olumlu oyuna gereksinim vardır.

 

*Anadolu Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesinde öğretim üyesidir. Anayasa Hukuku üzerine çalışmalarını halen devam ettirmektedir. Ayrıyeten Kamu Hukuku, Parlamento Hukuku, Hükümet Sistemleri ve benzeri konular ile ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın