MAKALE-İSMAİL SAVURAN

YUNAN COĞRAFYASINDA PERS İSTİLASI- İsmail Savuran

YUNAN COĞRAFYASINDA PERS İSTİLASI
İsmail Savuran
GİRİŞ
Pers-Yunan savaşları M.Ö. 5. Yüzyılın ilk yarısında gerçekleşmiş ayrıca dünya tarihinde etkisi asırlar boyu devam edecek olan etkileri içinde barındırmıştır. O dönemin süper gücü olan Pers İmparatorluğu, kurulmasından sonra yaklaşık 60 sene gibi kısa bir sürede Orta Asya’nın iç bölgelerinden Trakya’ya kadar hâkim oldu. Persler’in bu hızlı gelişimi Persler’i, antik dünyanın en gelişmiş medeniyeti Yunanlılar ile karşı karşıya getirdi. Aralarında siyasal bir birlik bulunmasa da Yunan şehir devletleri Yunanlı olmayanlar yani barbarlar karşısında birleşmeleri halinde küçümsenemeyecek bir gücü ifade ediyordu. Kurulmasından kısa bir süre sonra Batı Anadolu’ya ve Karadeniz’in kuzeyine hâkim olan Persler Yunanlılar’ı iki farklı nedenle tehdit ediyordu. İlk olarak Persler’in hakimiyeti altında kalan şehir devletleri bir huzursuzluk kaynağıydı. Diğer neden ise Persler’in bölgede hâkim güç olmasıyla birlikte neredeyse bütün şehir devletlerinin ticareti tehlikeye girmişti. Bu iki neden tarihte ardı kesilmeyecek bir Doğu-Batı çarpışmasının şiddetli bir başlangıcıydı.
SAVAŞ ÖNCESİ DURUM
Savaş öncesinde Yunanlılar’ın siyasal yapısı şehir devletlerinden oluşuyordu ve kendi aralarında siyasi bir birlik yoktu. Genel olarak ticari ve diplomatik bağlantıdan yoksun değillerdi. Bu durum Yunan coğrafyasının bir sonucu olarak da görülebilir. Dağlık bir alan olan Yunan coğrafyası tarım için de çok elverişli değildi. Bu durum siyasi bir birlik oluşturacak kadar güçlü ve kalabalık bir yapılanmayı engellemiştir. Şehirler genelde deniz kıyısında kurulup tarımla beraber deniz ticaretine yönelmişlerdir. Bu durum Anadolu tarafında da farklılık göstermemiş ve iç bölgelere fazla girilmemiştir.

Yunan coğrafyasının genel olarak engebeli ve verimsiz olması nüfus artışını bir sorun hale getirmiştir. Bu duruma çözüm olarak, doğan bebeklerin sağlıksız olanlarını ölüme bırakmak gibi yöntemler uygulansa da sonrasında kolonileşme sürecine gidildi. Özellikle M.Ö 650 ve 550 yılları arasında büyük bir kolonileşme hareketi gerçekleşti. Yunan kolonileri, Fenike kolonilerinden farklılıklar barındırıyordu. Bir koloni kurulduğunda Yunanlar oraya yeni yurt gözüyle bakıyorlardı ve koloniyi kuran şehir devletinin egemenliğine tabi olmuyorlardı. Fenikeliler ise kolonilerini bir pazar olarak görüp ticari çıkarları sona erdiğinde kolonileri onlar için bir anlam ifade etmiyordu. Bu farklılıklar Yunan kolonileşmesinin Fenikeliler’i geri plana itmiştir. Persler’in kurulduğu tarihlerde ise Yunanlılar İspanya’dan Karadeniz’e, Kuzey Afrika ve Sicilya olmak üzere birçok koloniye sahipti.
Persler’e baktığımızda ise; Persler İran yüksek yaylasının güney batısında yaşıyorlardı. Başlarında Akhaimenid sülalesinden krallar bulunan Persler pek eski zamanlardan beri Elam uygarlığının etkisi altında kalmışlardı. Sülalenin 5. Kralı olan 2. Kiros vasalı bulunduğu Med kralı Astiyages’e karşı isyan etti. Bu kralı M.Ö 550 yıllarına doğru yenmek ve esir etmek suretiyle Med krallığını ortadan kaldırdı. Bu krallık yerine İran yaylasında Anadolu’ya Kızılırmağa kadar uzanan büyük Pers krallığını kurdu.
Persler 50 yıldan kısa bir sürede Babil ve Mısır’da egemen oldular. Anadolu hakimiyetini ise Balkan seferleri takip etti. Makedonya dahi Persler’in nüfuzuna girdi.

 

İYONYA AYAKLANMASI
Persler Anadolu’ya ele geçirdikleri sırada Ege Denizi kıyı şeridi tamamen Yunan şehir devletlerinden oluşuyordu. Hızlı bir şekilde Persler’in nüfuzuna giren İyonya şehir devletleri siyasal bağımsızlıkları olmadan tiranlık rejimi ile yönetiyorlardı. Burada kritik olan durum Yunanlılar Yunanca konuşmayan toplulukları barbar olarak görüyorlardı ve kendilerinin ondan üstün olduklarını düşünüyorlardı. Bu durum siyasi bağımsızlıklarını kaybetmenin yanında ekstra memnuniyetsizlik yaratıyordu. Ayrıca huzursuzluk Persler ’in büyük bir alana yayılması ve Fenikeliler’in deniz ticaretinde yükselmesi gibi sebeplerle ekonomik gerilemeyle kendini daha belli ediyordu. Durumlarından rahatsız olan İyonya şehir devletleri Persler’e karşı isyan bayrağı açtı ama isyanın kıvılcımı kaynaklarda kişisel sebeplere dayandırılır.
Birtakım başarısızlıkları sonunda Persler nezdindeki prestijinin sarsılmış olduğunu sezen Miletos tiranı Aristagoras, Miletos halkını ayaklandırdı ve Pers boyunduruğu altında ezilen tüm Yunanların kurtarıcısı olarak ortaya çıktı.
Ege tiranları birleşerek isyan hareketini genişletseler de İyonya şehirlerinin hepsi bu isyana iştirak etmedi. Bu halleriyle Persler’e karşı kafa tutamayacakları aşikardı ve bu sebeple Aristagoras M.Ö. 499 kışında Yunanistan’a geçip diğer şehir devletlerinden yardım istemeye girişti. Sparta tarih boyunca olduğu gibi deniz aşırı sefere bu kez de katılmak konusunda isteksiz olmuş ve İyonyalılar’a destek göndermemiştir.
Denizlerde söz sahibi olan ve Persler’in yayılmacı politikasından rahatsız olan Atina 20, Eretria ise 5 gemi gönderdi. Aigina ve Korint gibi güçlü donanmaya sahip olan şehir devletleri destekte bulunmadı. Aristagoras önderliğindeki isyancılar başta başarılar elde etseler de sonrasında durum terse döndü. Aristagoras yenileceğini anlayınca Trakya’ya kaçtı ama orada da öldürülmekten kurtulamadı.

PERS-YUNAN SAVAŞLARI
Bu İyonya ayaklanması büyük Pers-Yunan savaşlarının ön provası veya habercisi sayılabilir, aynı zamanda sebebidir de. Heredot’un aktardığına göre; Dareios ayaklanmaya destek veren Atina’ya öyle öfkelenmiştir ki, masaya her oturuşunda hizmetçisine üç kez ‘’Efendimiz Atinalılar’ı unutmayız’’ diye hatırlatmasını emrettiği söylenir.
Sınırları hali hazırda Yunanistan’a kadar genişlemiş olan Persler Trakya hakimiyetini güçlendirdikten sonra hem kendi toprakları için potansiyel bir tehdit olmaları hem de İyonya ayaklanmasını desteklemesinden ötürü yönünü Yunan anakarasına çevirdi.
M.Ö. 490 yılında Persler Yunan devletlerine çok sayıda heyet göndererek bağlılığın alametleri olarak toprak ve su talep etti. Pers gücünden korkan çok sayıda devlet bu isteğe uydu ancak Sparta’ya gönderilen heyet kuyuya atıldı ve kendilerine toprak ve suyu kuyunun dibinde bulmaları söylendi. Atina’da heyeti idam ederek benzer bir karşılık verdi.
Savaş bu olaylardan sonra kaçınılmazdı. Persler gemiler ile Yunanistan’a geçmeye karar verdiler. Pers donanmasında Atinalı sürgünler tiran Hippias da vardı ve Atina coğrafyasına hakim olması sebebiyle bölgeye yabancı Persler’e oldukça yardımcı oldu. Persler çıkarma yeri olarak Atina’nın kuzey doğusundaki Maraton bölgesine çıkarma yaptılar. Atinalılar Sparta’dan askeri yardım istediler ama Spartalılar bu kabul etseler de Sparta ordusu gelmeden savaşı Atina Persler’i yenilgiye uğrattı. Maraton Savaşı’ndan sonra 10 yıllık süre zarfı boyunca herhangi bir Pers-Yunan savaşı yaşanmadı. Persler’in hakimiyetinde olan Mısır ve Babil gibi bölgelerinde isyanlar çıkmış ve isyanlar bastırılmadan uzun bir sefere çıkmak mümkün olamazdı. Bu esnada M.Ö 486 yılında Dareios öldü yerine oğlu Kserkes başa geçti.
Maraton savaşından galip çıkan taraf Atina olsa da bu savaş Pers tehlikesini büyüklüğünü fark etmelerini sağladı. Çünkü İran merkezli bir devlet sınırlarını Yunanistan’a kadar genişletiyor ve savaş Yunan coğrafyasında gerçekleşiyordu. Yunanlar’ın alacağı ağır bir yenilgi devletlerinin ortadan kalkmasına sebep olabilecekti. Bunun farkına varan Atina lideri Themistokles kara gücünden çok deniz gücünü önemsiyordu. Büyü bir donanma inşa etmenin Atina için zorunlu olduğunu düşünse de bu kadar büyük bir kaynakla daha faydalı işler yapılabileceği konusunda ısrarcı olan siyasetçiler ve belirli bir halk kesimi vardı. Themistokles fikrinde ısrarcı oldu ve bir buçuk yıl gibi kısa bir sürede 180 gemilik yeni bir donanma inşa etti.
Ayrıca savaşsız geçen zaman boyunca başka Yunan şehir devletleri de Perslere karşı açık bir tavır takınmaya başladılar. M.Ö 481 yılında ‘’Helen Birliği’’ kurdular fakat ulusal bir birlik sayılmazdı çünkü Pers destekçisi şehir devletleri tavırlarını değiştirmediler. Bu birliğe giren şehir devletleri birbirleriyle ittifak akdediyor, aynı zamanda bir genel barışı ilan etmekle aralarındaki bütün anlaşmazlıkların kaldırılmış olduğunu bildiriyor, Perslere karşı sonuna kadar mücadele edeceklerine ve yalnız başlarına düşmanla hiçbir müzakereye girişmeyeceklerine dair and içiyorlardı. Bu anda sadık kalmayan şehir devletleri tahrip edilecek ve bunların bütün malları malları, onda biri kutsal Delphoi Apollonu’na ayrıldıktan sonra, müttefikleri arasında paylaşılacaktı. Birliğin kara ve deniz kuvvetlerine Sparta’nın kumanda etmesi konusunda da anlaşıldı.

Persler M.Ö. 483 yılından itibaren hazırlık yapıyordu. Amaç birkaç Yunan şehir devletini cezalandırmaktan öteydi. Tüm Yunan ülkelerinin zaptını istiyorlardı. Bu hedef doğrultusunda savaşı hem denizden hem karadan sürdürmeye karar verdiler. Trakya’dan Yunanistan’a giden yol üzerinde tahıl depoları meydana getirildi ve ırmaklar üzerinde köprüler kuruldu. Çanakkale boğazında gemiler yan yana getirilerek köprü oluşturuldu. Pers ordusunun mevcudu hakkında Yunan tarih geleneğinin bildirdiği milyonluk bir Pers ordusu hayal mahsulü olarak kabullenmek gerekir. Geri hizmetlerinde bulunanlar dışta olmak üzere cenkçi kısmının 100.000 kişi kadar tahmin olunan bir ordu ve tragedya yazarı Aishilos’a göre 1207 Mısır, Suriye, Fenike, Kıbrıs ve İyonya gemisinden oluşan bir donanma gerçeğe en fazla yaklaşandır.

M.Ö. 480 yılında önce donanmalar karşı karşıya geldi. Artemision deniz savaşı belirleyicilikten uzaktı. Yunan donanması sayı olarak az olmasına rağmen yenilmedi ve savaş iki taraf için de yıpratıcı oldu. Asıl belirleyici olan Thermopylai kara savaşı oldu. Bu savaşı dar geçitlerde düşmanı karşılayan Yunan askerleri sayı dezavantajını kapatmak istemişlerdi ama hain bir Teselyalı’nın rehberliğinde Persler Yunan ordusunu büyük bir bozguna uğrattı ve Sparta komutanı Leonidas’ta savaş meydanında öldü. Bu büyük bozgun Orta Yunanistan’ı Pers işgaline açık hale getirdi. Persler şehirleri tahrip ederek Atina’ya yaklaşırken halkın büyük bir kısmı Salamis ve Aigina adalarına kaçtı. Pers ordusu Atina’ya ulaştıklarında yakıp yıktılar. Eli silah tutan erler ise son savunma hattına çekildiler.
Atina donanması da Salamis adası yakınlarında sabit olarak duruyordu. Karadaki üstünlüğünü denizde pekiştirmek isteyen Persler taarruza geçtiler ve ağır bir mağlubiyet aldılar. Pers donanması Karadeniz’e kara birlikleri ise Atina’yı bırakıp Kuzey Yunanistan’a konuşlandılar. Helen birliği içinde Persler’i takip ederek ordularını imha etmek istenilse de Spartalılar bu fikre yanaşmadı ve bekleme pozisyonuna geçildi. M.Ö 479 Temmuz’unda Persler’in Atina’yı tekrar işgal etmesi Yunan Birliği içerisinde endişeye sebep oldu.
Savaş devam ederken Persler diplomatik yollardan da başarı kovalıyorlardı. Atina’nın Sparta’dan kara desteği istemesi sonuçsuz kalınca Persler Atina’ya barış teklif etti ve kendi safına çekmek için Atina halkına vaatlerde bulundu. Atina zor durumdaydı ve destek olmadan Persler ile ittifak yapacaklarını söylemeleri üzerine Spartalılar bu durumdan endişelendi ve hızlı bir şekilde ordularını Persler’in üzerine sürdü. Persler ile yapılan Platia savaşında Yunanlar galip geldi ve Persler’in komutanı da öldürüldü. Aynı gün Mykale(Samsun)’de demirlemiş olan Pers donanması ateşe verildi. Platia ve Mykale savaşları bir dönüm noktası oldu. Bu gelişmeler üzerine Batı Anadolu’da kentler, İyonya Ayaklanmasında olduğu gibi tekrar ayaklandılar, Pers taraftarı tiranları devirerek ve Pers garnizonlarını kovarak bağımsızlıklarını ilan ettiler. M.Ö 479’dan itibaren Persler savunmaya Yunanlılar ise taarruza geçti. Yunan taarruzları da M.Ö 5 yüzyılın ortalarına kadar sürecekti.

 

SONUÇ
M.Ö. 479’dan sonra taarruz gücü Yunanlılar’ın eline geçti ve Yunanlılar Persler’den intikam almak için istekliydi. Bu konuda en önde gelen şehir devleti Atina oldu ve Persler’e karşı yapılacak seferde bayrağı çekti. Atina intikam seferini aynı zamanda diğer şehir devletlerini kendine etkisine alma aracı olarak gördü. Persler’in devam eden tehlikesine karşı diğer şehirlerin koruyucusu rolü üstlenen Atina, Delos Deniz birliği adı altında bir birlik kurdu. Bu birlik şehir devletlerinden askeri ve mali talep ediyordu. En çok mali ve askeri desteği veren ülkeler bu birlikte daha çok söz sahibi oluyordu. Zamanla Atina, şehirleri zor ile birliğe sokmaya, ayrılanlara savaş ilan etmeye gibi yöntemlere başvurarak diğer şehir devletlerini rahatsız etmeye başladı. Bu durum en çok Spartalılar’ı rahatsız etti ve rahatsız olan diğer devletler ile beraber Peleponnes birliği oluştu.
Persler’den intikam almak için çıkılan yolda Yunanlılar birbirlerine düştüler ve işi sonu, 431 yılında başlayıp 27 yıl sürecek Peleponnes Savaşı’na kadar vardı. Bu süreçte Persler ise zaman zaman Atina zaman zaman Sparta tarafında oldu ve bu süreçten karlı çıkan taraf oldu. Yunanlılar’ın alamadığı intikam ise tarihin gördüğü en büyük liderlerden birinin önünü açacaktı. Eski bir Yunan lehçesi konuşan ve Yunan dünyası tarafından genel olarak Yunan görülmeyen Makedon lider Yunan dünyasını ele geçirip onlara Persler’den intikam alacağına dair söz verip intikam seferine çıktı. Başarılı olması onu Yunanlılar gözünde Tanrı yaptı ve bu sefer Doğu ile Batı kültürlerini kaynaştıran eşi görülmemiş bir olay oldu. Pers-Yunan savaşları bu haliyle Trakya, Yunan, Anadolu, Mısır ve Akdeniz coğrafyasını derinden etkileyen bir olay olmasıyla sebebiyle dünya tarihinde önemli bir yere sahiptir. Ayrıca çözümsüz bıraktığı konular sebebiyle birçok olayın kaynağı da sayılmıştır.

Yararlanılan Kaynaklar:

Tekin, A.M. Mansel, Ege ve Yunan Tarihi, 10. Baskı, 2014

Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş,11. Baskı, 2016

N. Rodgers, Antik Yunan, 1. Baskı, 2015

G.Alptekin, Orta Güçlerin Hegemmonya Denemeleri- Pers, Atina, Sparta Savaşları (M.Ö.499 – M.Ö.338)

A.Gözlü, Antik Yunan’da Koloniler ve Bunların Nitelikleri

Bir Cevap Yazın